ASLI GÜNGÖR KALP KALBE KARŞI
[kml_flashembed movie="http://www.youtube.com/v/UJEKna0g5KY" width="425" height="350" wmode="transparent" /] [kml_flashembed movie="http://www.youtube.com/v/UJEKna0g5KY" width="425" height="350" wmode="transparent" /]
DİYARBAKIR KALESİ VE SURLARI
Surların kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, İ.S. 349 yılında Roma İmparatorlarından II. Constantinus zamanında kentin etrafının surlarla çevrilerek kalenin güçlendirildiği bilinmektedir. Diyarbakır Kalesi, "Dış Kale" ve "İç Kale" olmak üzere iki ana kısımdan meydana gelmiştir. Dış kale surlarının uzunluğu 5 km�den fazladır. Dış Kale, Dağ Kapı (kuzey), Urfa Kapı (batı), Mardin Kapı (güney) ve Yeni Kapı (doğu) olmak üzere dört kapı ile dışarıya açılır. Dış Kale�nin kuzeydoğu köşesinde ayrı bir sur ile çevrili İç Kale bulunmaktadır. İç Kale�de, Virantepe diye adlandırılan tepe üzerinde gerçekleştirilen kazılarda 13.yüzyılın başına ait bir Artuklu Sarayı ortaya çıkarılmıştır. Diyarbakır Kalesi üzerinde yer alan yazıtlar bize, kentin, Roma İmparatorluğu�ndan Osmanlı İmparatorluğu�na kadar olar tarihsel sürecinin belgelerini sunar. Yazıtlarla birlikte yer yer karşımıza çıkan kabartmalarda her dönemin estetik anlayışını ortaya koymaktadır.
DİYARBAKIR ULU CAMİİ
Türkiye�nin en eski camilerinden biridir. Saint Thoma kilisesine, çeşitli dönemlerde yapılan eklemelerle camiye çevrildiği bilinmektedir. Tarih boyunca pek çok değişikliğe uğramış olan camii kesme taştan inşaa edilmiş olup büyük ve gösterişli bir yapıdır. Diyarbakır Ulu Camii, planının yanı sıra bezemeleri ve mihrabı, şadırvanı, minaresi gibi mimari unsurları ile de Anadolu mimarisinde önemli bir yer tutmaktadır.
FATİH PAŞA CAMİİ
Şehrin doğusunda yar alan yapı 1516-1520 yılları arasında Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Diyarbakır�daki ilk Osmanlı camisidir. Kurşunlu Camii diye de anılan eser, renkli (siyah-beyaz) kesme taştan inşaa edilmiştir. Çinilerle kaplı iç duvarlarının yanı sıra mihrab ve mimberi bezemeleri ile dikkati çeken bölümlerdir.
MELEK AHMET PAŞA CAMİİ
Urfa Kapı yakınında yer alan cami, 1587-1591 yılları arasında Melek Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Renkli kesme taştan (siyah- beyaz) inşaa edilen yapının iç mekanı 16.yüzyıl Osmanlı çinileri ile bezelidir.
NEBİ CAMİİ
Harput Kapısı yakınında yer alan yapının yapım tarihi bilinmemekle birlikte, Akkoyunlular tarafından inşa edildiği düşünülmektedir. Osmanlı döneminde de bazı eklemeler yapılan eserin yapımında kesme taş kullanılmış olup içi zengin çinilerle bezenmiştir.
SEFA CAMİİ
Şehrin kuzeybatısında yer alan cami 15. yüzyılda inşaa edilmiştir. Nesih ve Kufi yazılarla süslü olan minaresi taş işçiliğinin en güzel örneklerini yansıtmaktadır. Ayrıca yapının iç mekanı çinilerle süslüdür. (devamı...)
Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, ilde beş han ve bir kervansaray mevcuttur.
Mardin "Merdo" dan gelme Süryanice kökenli bir kelimedir. "Kale" anlamına gelmektedir. Burası bölgedeki birçok diğer şehir ve yerleşim gibi Süryaniler'in yoğun olarak yaşayageldiği bir mekandır. Mardin ve Tur Abdin bölgesinde hala Süryaniler yaşamaktadır. Bölgede meşhur birkaç Süryani Manastırı ve Kilisesi vardır: Deyrulzafaran, Mor Gabriel, Salah'taki Mor Yakub ve Hah'daki Tanrı Annesi Meryemana Kilisesi gibi.
Fakat Mardin İli (özellikle il merkezi) son yıllarda yoğun bir şekilde betonlaşmanın etkisi altında kalmış, şehir merkezinin bulunduğu tepenin hemen biraz altındaki alan yeni şehir olarak imara açılmıştır.
Yeni binalar yapılmış (yapılıyor) olmasına karşın bu betonlaşma tarihi taş binaları da es geçmemiş, maalesef taş binaların üstüne yarım yamalak beton katlar çıkılmasına kadar varmıştır. Düşük bir nüfusa sahip olmasına karşın bu denli yapılaşmasının başlıca nedeni ekonomidir. Eski büyük evlerde bugünkü ekonomik koşullarda ve yeni neslin farklılaşan istekleriyle birlikte yaşamak zordur ve daha birçok sosyo- ekonomik nedeni de vardir bu durumun ancak tüm bu nedenler şehre verilen zararı yine de haklı çıkarmamaktadır. En başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere resmi ve sivil kuruluşlar bu konuya kısa sürede eğilmezlerse aslında dünya çapında bir açık hava muzesi olabilecek degerdeki Mardin İli gidip görmeye değer tüm özelliklerini kısa zamanda yitirecektir. İSTİKLAL MARŞI ve AÇIKLAMASI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak O benimdir, o benim milletimindir ancak. Bu kıtada Mehmet Akif Türk Milletine sesleniyor. Ümit ve güven içeren sözleriyle: "Ey Millet' im! Yurdumuzun düşmanlar tarafından kuşatılmış olmasına bakarak bayrağımız için endişe etme, korkma. Çünkü bu topraklar üzerindeki en son ocak sönmeden, en son Türk bu uğurda canını vermeden bayrağımıza kimse el uzatamaz. Rengini şehitlerimizin kanından alan ve şafaklarda da bir alev gibi dalgalanan bayrağımın, milletimin yıldızı ve bağımsızlık sembolüdür. Gökteki yıldıza el sürülmediği gibi, milletimin yıldızı olan bayrağıma da düşmanlar dokunamaz. O, Türk milletinindir ve daima öyle kalacaktır. Çatma, kurban olayım, çehreni ey şanlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal... Hakkıdır, Hakk' a tapan milletimin istiklal! Bu dörtlükte şair bayrağımıza sesleniyor; "Uğruna canımı vereyim, ne olur kaşlarını çatma. Ey hilal kaşlı güzel bayrağı Neden bize dargın azarlar gibi bakıyorsun? Seni o nazlı nazlı dalgalandığın göklerimizden indirmelerine izin vereceğimizi mi sandın? Kahraman milletim hür yaşamak ve seni hür yaşatmak için çok kan döktü, şu anda da dökmektedir. Sen bize kaş çatarak, uğrunda yapılan bu fedakarlıkları hiçe sayarsan, dökülen kanlarımız sana helal olmaz. Doğruluk ve adalet için çalışan, Allah' a inanarak ona kulluk eden, istiklali uğruna canını veren milletimin hakkı bağımsızlıktır, hürriyettir. (devamı...)
* Venüs, saat yönünde dönen tek gezegendir.
* En fazla asfalt yola sahip ülke Fransa'dır.
* Sadece dişi kanaryalar ötebilir.
* Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
* Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
* İnek sütünün pH değeri 6'dir.
* Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
* Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
* Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
* Değerli tasların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
* Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
* Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
* Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer Cin şehirlerinde büyüksellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
* Üzerinde bar kodu olan ilk urun Wrigleys marka sakızdır.
* Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha
fazladır.
* Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
* Meşe ağaçları elli yasına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
* Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.
* İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak bas parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir. (devamı...)
Son Yorumlar