NEDEN?
bilgialemi on Şub 5th 2008
-Neden lokantalarda,’’sabahları sıcak çorba bulunur” yazar? Soğuk çorba ne zaman bulunur?
-Neden sınavalrda ”3 yanlış bir dğruyu götürür” Şeklinde öğrenciler cezalandırılır da ”3 doğru bil, bir doğru bizden” Şeklinde bir kampanya başlatıp, zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?
-Neden otobüste falan insanlar bir siren sesi duyunca toplu halde sesin geldiğiyere bakarlar?
-Televizyona çıkan insanlar, neden kendileriniTürkiye’deki bütün insanların izlediğini sanırlar?
-Neden insanla, ”gökyüzünde 400 milyon yıldız var” denildiğinde inandıkları halde; ”yeni boyalı” yazan yüzeyi elleriyle kontol etme gerği duyarlar?
-Niçin falcıya gitmeden önce randavu almak gerekir? Falcılar o gün kimin geleceğini göremiyor mu?
Filed in eğlence, genel, yorum | 2 responses so far
Kadınlar ne ister?
bilgialemi on Şub 1st 2008

KRAL ARTHUR
Kral Arthur, bir soruya doğru cevap verebilirse hayatı
kurtulacak, aksi takdirde ölecektir. Soruya cevap verebilmesi
için 1 sene süresi vardır. Soru aynen söyledir:
KADINLAR NE İSTERLER?
Bu soru tabi ki, dünyanın en zor sorusu. Ancak,
kralın fazla bir tercih şansı yoktur.
Ülkesine geri döner. Türlü alimlere, bilir kişilere danışır
ama soruya tam bir doğru yanıt bulamaz.
Bu sorunun cevabını sadece yaşlı bir cadı bilmektedir.
Artık en son gün gelmiştir ve Arthur mecburen cadıya gider.
Cadı soruya cevap verecektir ancak bir şartı vardır.
Cadı cevap karşılığında Arthur’un yakın arkadaşı,
en iyi ve yakışıklı şövalyesi ile evlenmek istemektedir.
Arthur yıkılır ve bunu kabul edemeyeceğini söyler
ve cadının yanından ayrılır. Şövalye olanları duyar,
krala koşup hiçbir şeyin Arthur’un hayatından daha önemli
olamayacağını söyler. Ve cadıdan cevabı alırlar. Continue Reading »
Filed in eğlence, mizah | No responses yet
Ah Şu Türkler…
bilgialemi on Şub 1st 2008
Mr.FISCHER’IN TÜRKİYE NOTLARI…
Baktım bu iş Cottarelli’yle Kahkonen’le olmayacak, durumu bizzat görmek için Türkiye’ye gitmeye karar verdim. İş arkadaşlarım : “daha gençsin, kıyma kendine” dediler ama yılmadım. Havaalanında beni uğurlamaya gelen herkes hüngür hüngür ağlıyordu. Sanki bir daha görüşmeyecekmişiz gibi.Crazy bunlar crazy…
Nihayet Türkiye’deyim. Uçaktan inip arabaya binene kadar en az 1000 kişiyle öpüştüm. Ben karımla bile bu kadar öpüşmedim. Bu arada havaalanında cüzdanımı çarptılar. Durum sandığımdan da kötü galiba.
Otelime geldim. Odama kat görevlisi olarak gelen kel kafalı adam: “Buradan bir an önce git, yoksa sonun bana benzer”dedi. Meğer bizim Kemal’miş. Elindeki eskimiş yırtık tenis raketinden kuşkulanmıştım zaten. Çocuk dervişti, mecnuna dönmüş. Başını omzuma koyup saatlerce ağladı. Zor sakinleştirdim.
Bu Türkler çok komik adamlar. Çok uçuk esprileri var. Liseli kızları bekaret kontrolüne göndermekten bahsediyorlar. Bitkilere Türk isimleri vermeyi bile düşünüyorlar. Bu arada portakala burada Washington deniyor.
Hala şoktayım. Bekaret kontrolü fikri bir bakana aitmiş. Türk isimli bitkiler de iktidar ortağı bir partinin fikriymiş.Bugün hepsiyle tanıştım. Bana elle kurtyapmayı öğrettiler. Continue Reading »
Filed in eğlence, mizah | No responses yet




